6 Şubat 2015 - 11:00
Çağ açıp çağ kapayacak 3. mektup

İslam İnkılabı Rehber’i Seyyid Ali Hamaney’in mektubu ile Hz. Peygamber (s.a.a) ve İmam Humeyni’nin mektubu arasında mantık ve mantalite açısından bir ayrılık olmamakla beraber, mektubun yöntemi itibariyle üç açıdan derin bir fark vardır.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Allah’ın adıyla

Tarih serüveninde mektup, insanlığın kullandığı en kadim ve en yaygın haberleşme metodu olması yanında insanlığın sosyal ve siyasal kaderinin belirlenişi üzerinde etkin bir rolü olan bir araçtır aynı zamanda. Tarih şeridinde bir göz gezdirirsek görürüz ki, bir mektup bazen savaş başlatmış bazen savaş bitirmiş. Bazen barış tesis etmiş bazen barış bozmuş. Bilgiler, fikirler, ideolojiler hatta dinler en fazla mektuplarla ulaşmış başka coğrafyalara.

İslam tarihinin en kader belirleyici ilk mektubu/mektupları Hicri 7. yılın Muharrem (miladi 628-Haziran) ayında Hz. Peygamber (s.a.a) tarafından o günün “süper güç”lerine yazılmıştır. Hz. Peygamber (s.a.a) müşriklerle imzaladığı Hudeybiye Barış Antlaşması’nın hemen ardından: Bizans İmparatoru Heraklius, Sasani Şahı Kisra ve Mısır Kralı Mukavkıs başta olmak üzere zamanın en egemen güçlerine hükmeden yöneticilere “İslam’a davet” mektupları gönderdi.

Hz. Peygamber (s.a.a)’in mektuplarının etkisini ve insanlık üzerindeki kader belirleyiciliğini bugünden geriye doğru bakarak okumak çok daha kolay. Hz. Peygamber (s.a.a)’in mektup gönderdiği coğrafyalar (Anadolu, İran, Mısır, Habeş vs), bir kısmı bu mektupların üzerinden henüz on yıl geçmeden olmak üzere, çok kısa zaman içerisinde İslam egemenliğine dahil oldular ve halkları da kahir ekseriyetle Müslümanlığı kabul ettiler… Hz. Peygamber (s.a.a)’in mektuplarının tarih üzerindeki etkisini kavramak için bahsi geçen coğrafyaların halkları ile beraber İslam saflarına geçmiş olmalarının insanlık tarihindeki etkisine kısaca bakmak yeterlidir.

İslam tarihinde çağ açıp çağ kapayacak nitelikteki “ikinci mektup” ise; Hz. Peygamber (s.a.a)’in mektuplarından yaklaşık 1361 yıl sonra O’nun (s) evlatlarından İslam İnkılabı Önderi İmam Humeyni tarafından Ocak 1989’da zamanın iki egemen gücünden biri olan SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) lideri Mihail Gorbaçov’a yazılan “İslam’a davet” mektubudur.

Rahmetli İmam Humeyni, emperyalizm ve siyonizmin İslam İnkılabı’na dayattığı sekiz yıllık İran-Irak savaşın hemen ardından “Komünizm ve SSCB”nin geleceği üzerine Mihail Gorbaçov’a hitaben bir mektup yazarak O’nu ve halkını İslam’a davet etti.

İmam Humeyni, Gorbaçov’a hitaben yazdığı mektubunda Komünizm’in tükendiğini ve SSCB’nin yolun sonuna geldiğini; ya vahşi kapitalizmin kucağına düşmek ya da İslam’ı kabul etmek (ya da en azından dine karşı açılmış savaşı sonlandırarak) onur ve izzet kazanmak şeklinde iki seçenekleri olduğunu beyan buyurmuştu.

Hepimiz şahidiz ki, Yüce İmam’ın Gorbaçov’a hitaben yazdığı mektubun üzerinden henüz iki yılı aşkın bir süre geçmişti ki 1991 yılı sonunda SSCB dağıldı.

İnançsızlığın din’e/Allah’a karşı savaşının zirve noktası olan Komünizm tarihin çöplüğüne atıldı…

SSCB’nin dağılması ile bağımsızlığını kazanan devletlerde hatta Rusya’nın bizatihi kendisinde genelde dine/inanca özelde ise İslam’a büyük bir yöneliş başladı.

SSCB’nin dağılması, Komünizm’in çökmesi ve ardından yaşanan değişimin gerek bölgesel ve gerekse küresel yansımalarının bir bölümü hepimiz için aşikar olmuştur. Ancak bu çaptaki sosyal ve siyasal olayların gerçek neticelerinin açığa çıkması için zaman henüz yeterli değildir. Bu gelişmelerin global ölçekteki şaşırtıcı ve kader tayin edici sonuçlarını gelecek süreçte görmeye ve daha derinden kavramaya devam edeceğiz…

İslam tarihinin çağ açıp çağ kapayacak nitelikteki üçüncü mektubu ise; 22 Ocak 2015 tarihinde yine Hz. Peygamber (s.a.a)’in evlatlarından olan İslam İnkılabı Rehberi Seyyid Ali Hamaney tarafından Avrupa ve Kuzey Amerika (ki bu iki coğrafya “Batı Medeniyeti” olarak tanımlanmaktadır) gençlerine hitaben yazılan “İslam’a davet” mektubudur.

İslam İnkılabı Rehber’i Seyyid Ali Hamaney’in mektubu ile Hz. Peygamber (s.a.a) ve İmam Humeyni’nin mektubu arasında mantık ve mantalite açısından bir ayrılık olmamakla beraber, mektubun yöntemi itibariyle üç açıdan derin bir fark vardır.

Birincisi: Rehber Hamaney’in mektubu herhangi bir devlet idarecisine değil devasa kitlelere (irili ufaklı 75 ülkeden yaklaşık 1 milyar 250 milyon kişiye) hitaben yazılmıştır. İkincisi: Mektup, elçi ile herhangi bir şahıs ya da mekana gönderilmemiş, bilakis kitle iletişim araçlarıyla tüm kamuoyuna aynı anda duyurulmuştur.

Üçüncüsü ise: Mektup, devletlerin idarecileri, aydınları, entelektüelleri ve yetişkinlerini bypass ederek özelde toplumsal bir tabakayı hedef almıştır; “gençliği”.

Rehber Seyyid Ali Hamaney’in Avrupa ve Kuzey Amerika’lı gençlere hitaben yazdığı “İslam’a davet” mektubunun üzerinden henüz iki hafta gibi bir zaman geçti.

Toplum hayatı için “bir an” mesabesinde olan böyle kısa bir zaman süreci bu mektubun sonuçlarının açığa çıkması ve değerlendirilmesi için besbelli ki yeterli değildir. Ancak bu “an” mesabesinde olan kısa zaman diliminde bile Rehber Hamaney’in mektubunun dünyadaki yankılanma ve yansımaları bizlere ne türden sosyal ve siyasal sonuçlar doğurabileceği konusunda ışık tutmaktadır.

Hz. Peygamber (s.a.a) ve İmam Humeyni’nin “İslam’a davet” mektuplarının sonuçlarını kendimize temel edinerek, Rehber Hamaney’in mektubu ile “Batı Medeniyeti” olarak adlandırılan Avrupa ve Kuzey Amerika gençliği için geleceğe dair ümitvar duygular taşıyabileceğimizi düşünüyorum. Ve yine “bu kader belirleyici, çağ şekillendirici olacağını ümit ettiğim yüce İslam’a davet mektubu” sayesinde; Batı Medeniyeti üzerinden insanlığın üstüne karabasan gibi çöreklenmiş “kapitalizm, emperyalizm ve siyonizm”in kalelerinde onarılmaz gedikler açılacağını düşünüyorum.

Rehber Seyyid Ali Hamaney’in Avrupa ve Kuzey Amerika’lı gençlere hitaben yazdığı mektup, her ne kadar belli bir coğrafya ve belli bir toplumsal katmanı hedefleyerek yazılmış olsa da tüm insanlığı ilgilendiren evrensel mesajlar içermektedir. Bu yüce mektup, öncelikle herkes tarafından okunmalı, tespit ve mesajları üzerine derince düşünülmelidir. Ve yine herkes bu mektubu gençlikle buluşturmak içim imkan ve şartları çerçevesinde seferber olmalıdır.

İmam Hamaney’in Batı Medeniyeti gençlerine yazdığı mektuptaki mesajların doğru kavranılması hem dünyayı doğru okumamızı ve hem de bizlerin sosyal ve siyasal alandaki duruş ve faaliyetlerimizde mihenk taşı mesabesinde belirleyici bir etkisi olacaktır.

Yazımızın bu bölümünde insanlık aleminin bir parçası olmamız hasebiyle bizlere de hitap etmekte olan bu yüce mektubun tespit ve mesajları üzerinde duracağız.

Rehber Seyyid Ali Hamaney’in Avrupa ve Kuzey Amerika’lı gençlere hitaben yazdığı mektubunda ki tespit ve mesajlarından;

1- Milletlerin ve ülkelerin geleceği gençlerin elindedir.

2- Hakikati arama duygusu, gençlerin kalplerinde daha canlı ve daha diridir.

3- Batılı politikacı ve devlet adamları, bilinçli olarak siyaseti sadakat ve doğruluk çizgisinden ayırmışlardır.

4- Batı, SSCB’den sonra İslam’ı düşman konumuna yerleştirmek için büyük çaba harcamıştır.

5- Korku ve nefret duygularının kışkırtılarak kullanılması “Batı siyasal tarihinin” temel bir parçasıdır.

6- Batı, diğer millet ve kültürler aleyhine gerçeklikten uzak ve tezvire/aldatmaya dayalı bir tarih bilgisi oluşturmuştur.

7- Avrupa ve Amerika “sömürge dönemleri” yüzünden başlarını dik tutamamaktadır.

8- Avrupa ve Amerika “kölelik” nedeniyle utanç verici bir tarihe sahiptir.

9- Batı, “değişik renklerdeki insanlar ve Hristiyan olmayan halklar” karşısında işlediği zulümler dolayısıyla da utanç duymaktadır.

10- Batı, mezhep (Katolik-Protestan) adına; milliyet ve kavmiyet adına I ve II. Dünya Savaşları’nda yaptığı kan dökümü nedeniyle derin bir utanç yaşamaktadır.

11- Şahıs ya da toplumların (bu minvalden olmak üzere Batı toplumunun ilgili katmanlarının) geçmişleri eliyle gerçekleşmiş zulüm ve yanlışlardan utanç duyması, başlı başına övgüye layık bir durumdur, bir erdemdir.

12- “Öteki” karşısında “vehimlere dayalı olarak”; aşağılama, nefret ve korku oluşturmak tüm zalimane çıkar hesaplarının ortak zeminidir.

Batı’lı gençler, aydınlarınıza şunları sormalısınız:

1- Batı kamu vicdanı, niçin daima onlarca yıl ve bazen de birkaç yüz yıl sonra uyanıp bilinçlenmektedir?

2- Batı kamu vicdanının gözden geçirilmesi için güncel sorular yerine niçin dikkatler uzak geçmişlere çekilmektedir?

3- Niçin Batı’da sürekli olarak İslam düşüncesi ve kültürü karşısında kamuoyunun bilinçlendirilmesi engellenmektedir?

Batı’lı gençler, kendinize de şunları sormalısınız:

1- Niçin korku ve nefret yayma şeklindeki eski siyaset bu kez daha şiddetli bir biçimde İslam ve Müslümanları hedef almıştır?

2- Batı egemen gücü, niçin İslam tefekkürünü marjinalleştirmek ve infiale sürüklemek peşindedir?

3- İslam’ın sahip olduğu hangi anlam ve değerler, büyük güçlerin programlarına engel olmaktadır? İslam’ın çarpıtılarak yanlış tanıtılması onların hangi çıkarlarını temin etmektedir?

Ey Avrupalı ve Kuzey Amerikalı gençler! Ben, sizden şunları istemekteyim:

1- İslam aleyhine yaygın karalama kampanyasının arkasında ne olduğunu araştırmalısınız.

2- Önyargı ve menfi propaganda seli karşısında bu din (İslam) hakkında vasıtasız bir biçimde doğrudan doğruya araştırmada bulunmalısınız.

3- Akl-ı Selim sizleri korkuttukları şeyin en azından nasıl bir mahiyete sahip olduğunu bilmenizi gerektirmektedir.

4- İslam’ı asıl kaynaklarından araştırınız! İslam’la “Kur’an ve büyük Peygamberi (s.a.a)’nin hayatı” vasıtasıyla aşina olunuz

5- İslam Peygamberi (s.a.a)’nin ahlaki ve insani öğretisini araştırınız.

6- Sizler ve gerçekler arasına bir set çekilmesine müsaade etmeyin!

7- Tarafsız değerlendirme imkanından yoksun bırakılmanıza izin vermeyin!

8- Sizi yapmacık sahte sınırlar içerisine hapsetmelerine göz yummayın!

9- Günümüz dünyasında dinamik ve etkin bir gerçeklik olan İslam, Batı egemen gücü tarafından sizlere bulanık hedeflerle ve düşmancasına tanıtılmaktadır.

Kendilerinin görevlendirdikleri teröristlerin tam bir riyakarlık içinde İslam’ın temsilcisi olarak tanıtılmasına izin vermeyin!

10- Hiç kimse tek başında tüm ayırım ve çatlakları ortadan kaldıramaz, ama siz gençler, kendiniz ve etrafınızdaki insanları aydınlatmak amacı ile bu çatlaklar ve ayırımların üzerine, bir düşünce ve insaf köprüsü yaratabilirsiniz.

11- Siz gençlerin İslam’dan uzak kalmanız için tasarlanan bu çalışmalar, bir yandan üzüntü kaynağı olmasına rağmen, öte yandan sizlerin araştırmacı ve sorgulayıcı zihninizin yeni sorular ile karşılaşmasını sağladığı için bunu bir fırsata dönüştürebilirsiniz.

12- İslam’ı doğru ve önyargısız bir şekilde tanımanız için gelişen bu fırsattan yararlanmanız ve gerçeği öğrenmek karşısında sorumlu davranmalısınız.

Muntazar Musavi 

İmam Hamaney’in mektubu

Ekler